akbaşak - Blogcu


bebiş

11/12/2006 tarihinde yazıldı.
Yorum (12) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

uzun zamandır blogda bir okuyucu olarak kaldım... bugün birşeyler yazmak istiyorum..ama ne yazacağıma hala karar vermiş de değilim...blog sayfalarında o kadar güzel yazılar düşünceler var ki ben bunların içinde kayboluyorum galiba:)))))

 

ben bugünlerde biraz heyecanlıyım..hayatıma yeni biri daha katılacak..şuanda sağlıklı bir şekilde evimize gelmesi için uğraşıyoruz..her ay doktor kontrolünde olan bebişimi bekliyorum..henüz daha küçüçük bir can 3 aylık ama ultroson denilen makineden gördüğüm o canın değeri benim için ölçülemez büyüklükte..hamile olduğumu öğrendiğimde çokta heyecanlanmamıştım doğrusu istediğim beklediğim birşeydi..ama onun oluşumunu izlemek yok ya bundan güzel birşey olamaz..düşünün hayatında hiç ilaç içmeyen daha doğrusu ilaç içemeyen ben bebişim için ilaç içmeye başladım onun gelişimini sağlamak için..ama hamileliğin tüm kötü yanlarını yaşamama rağmen şöyle doyasıya aş erip olmadık birşeyler eşimden isteyemedim :((((((

 

ALLAH cümlemize hayırlısını nasip etsin..dualarınızı eksik etmeyin...

 

9

kış bahçesi'nden

19/9/2006 tarihinde yazıldı.
Yorum (9) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kış Bahçesi'nden

Ahmet Hamdi Tanpınar

Ne güzeldi o kış bahçesinde
Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu
Sana bir bahar hazırlamak için.

Dallar, filizler, eski masal dilberleri gibi
Hüzne ve hülyaya gömülmüş
Doğmamış çocuklara
Ninni söylüyorlardı sanki...
Ana rahmi gibi sıcak ve yüklü idi hava
İyi mayalanmış hamur gibi
Gizli nabızlarla atıyordu toprak

3

bende sobelendim:))))))

14/9/2006 tarihinde yazıldı.
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İşte sobeli-yorumun bana göre cevapları:

 

SORU 1 : Düşmanların saldırdığı bir köydesiniz; bütün köy halkı sizin evinizin altındaki sığınağa saklandı. Düşman askerleri evinize girdiler ve sığınağınızın üstünde geziyorlar. Düşmanların çok acımasız olduğunu duydunuz; daha önce bastıkları köylerde herkesi öldürmüşler. Birden altı aylık bebeğiniz ağlamaya başlıyor. Çocuğun ağlamasını kesebilmek için ağzını ve burnunu kapattınız. Ancak bu işe devam edecek olursanız çocuk ölecek. Eğer çocuk ağlayacak olursa sığınağın yeri keşfedilecek siz ve tüm köyün halkı öldürülecek. Bu durumda ne yaparsınız? Çocuğunuzu boğar mısınız, yoksa tüm köy halkının bulunmasına göz yumar mısınız?

 

** bir annenin bunu yapabilmesi mümkün değilmiş gibi geliyor bana..çocugunu boğmak yerine onu susturmayı denemek veya kendi sütünü vermek yeterli olacaktir...bu arada sadece agızı kısa sürelerde kapatırsanız ölmez burundan rahatlıkla nefes alabilir...ağlama seside duyulmamıs olur...ben yavrumu dünya için bile feda etmem..bir insanı öldürmek tüm insanları öldürmek gibidir...

 

SORU 2 : Yolculuk yaptığınız gemi bir başka gemiye çarparak kaza geçirdi. Titanik ile benzer şartlar altındasınız. En önemli fark bir buzul denizinde değil, Marmara Denizi'ndesiniz. Gemide yeterli sayıda filika yok. İnsanlar filikalara haddinden fazla binmiş durumdalar. İçinde bulunduğunuz filika o kadar dolu ki, filikanın suyun üstünde kalan kısmı en fazla dört parmak kadar. Ufak bir dalga tekneyi batırabilir. Geminin çarpışması sırasında yolculardan biri ağır yaralandı ve sizin filikanızda. Kafasından ağır bir yara almış ve kurtulma ümidi az gibi. Filikanızdaki yolculardan biri, yaralı yolcuyu denize atmayı teklif etti. Birkaç kişi hemen kabul etti. Gerçekten filikadan biri inmeyecek olursa filikanın batma ihtimali çok yüksek. Filikadaki herkes yüzme biliyor. Bu durumda ne yaparsınız?

 

**tabiiki diğer insanlar yüzme biliyorlarsa yaralıyı filikada tutup diğer insanların denize atlamalarını teklif ederdim...alacak bir kerelik nefesi oldugunu bilmem yeterli bunu yapmam için..

 

SORU 3 : Yeni aldığınız arabanızla ormanlık bir yolda tek başınıza gidiyorsunuz. Birden yolda yerde yan yatmış bir motosiklet gördünüz. Beş-on metre ötede de yerde yatan kasklı bir sürücüsü var ve kanlar içinde. Arabayı durduruyorsunuz ve adama yaklaşıyorsunuz. Adam “Size beni hastaneye götürür müsünüz?” diye güçlükle soruyor. Adam ağır yaralıya benziyor ve yerleşim bölgesinden uzaktasınız; ıssız bir bölge, yoldan başka araba da geçmiyor. Ne yaparsınız? Yaralı motosiklet sürücüsünü arabanızın kirlenmesi pahasına arabanıza alır mısınız? Yoksa adamı orada yolda terk eder misiniz?

 

**buradaki konu arabanın kirlenmesi ise tabiki yaralıya yardımcı olurum..ama karsı tarafın gercekten yaralı olup olmaması düşündürüyor..tabii yaralı olup hastaneye götürüldügünde karsılasabilecegim sorunlarda cabası (polıs ifade vs.)

 ALLAH yardımcımız olsun diyerek yardımcı olacagız...

 

SORU 4 : Nehir kenarında bir parktasınız, birden bir çığlık duydunuz. Bir çocuk nehre düşmüş, “boğuluyorum” diye bağırıyor. Çevrenizde birçok insan var; herkes birbirine bakıyor. Profesyonel değilseniz bile, yüzmeyi iyi biliyorsunuz. Ne yaparsınız?

 

**insanlığın ölmediğini gösterir çocuğu kurtarırım..

 

SORU 5 : Eşiniz çalıştığı işinden ayrılmak istiyor. Yeni bir şirkette iş buldu. Siz o şirketi beğenmiyorsunuz. O şirketin patronunun çalışanlara iyi muamele yapmadığını duymuştunuz. Hatta patronun dengesizliği yüzünden birçok kişi işinden ayrılmış diye biliyorsunuz. Eşinize eski işinden ayrılmamasını ve yeni şirkete girmemesini önerdiniz. Şirket hakkında duyduklarınızı ve endişenizi dile getirdiniz. Üstelik eşinizin gelirine ailenizin ihtiyacı var. O ise iş görüşmesinde yeni kurumu çok beğendiğini söyledi. Patronla yaptığı iş görüşmesinde de patronu son derece vizyoner ve profesyonel bulduğunu da ilave etti. Eşiniz yaptığınız tüm açıklamalara rağmen bu şirkete girmek istiyor. Ne yaparsınız?

 

**eşimin işten ayrılma sebebi kendi işinden memnun olduğu halde yeni bir iş teklifi ise ve ben bu konuda dogru olduguna inandıgım olumsuz bilgiler alırsam ayrıca ailenin bu gelire ihtiyacı varsa kesinlikle hayır derim...istanbulda yaşayıpta iş konusunda riske girmenin bir anlamı yok gibi geliyor bana..                             _________________

0

beyaz güvercin

8/9/2006 tarihinde yazıldı.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

 

                 Beyaz Güvercin

Süzülüp mavi göklerden yere dogru
Omuzuma bir beyaz güvercin kondu

Aldim elime, usul usul okşadim
Sevdim, gençligimi yeniden yaşadim

Bembeyazdi tüyleri, öyle parlakti
Açsam ellerimi birden uçacakti

Egildim kulagina; dur, gitme dedim
Hareli gözlerinden öpmek istedim

Duydum; avuçlarimda sicakligini
Duydum; benden yillarca uzakligini

Çirpinan kalbini dinledim bir süre
Ve uçmak istedim onunla göklere

Ak güvercinin iri gözleri vardi
Güzelliginden fişkiran bir pinardi

Soguk sularindan içtim, serinledim
Çaglayan bir nehrin sesini dinledim

Belki buydu sevmek hayat belki buydu
Işil işildim, gözlerim dopdoluydu

Bir name yükseldi sevinçten ve hazdan
Bir name yükseldi, güzelden beyazdan

Uzatti sevgiyle pembe gagasini
Birden ögrendim hayatin manasini

Kaderde sevgiyi sende bulmak varmiş
Seninle bir çift güvercin olmak varmiş

Ümit Yaşar Oğuzcan  |

 

3

birgünlük çocukluk

29/8/2006 tarihinde yazıldı.
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

 

evet sonunda yağdı yağmur...şükürler olsun....

bütün yaz boyunca bir damla yağmur beklentisi ile kavrulan istanbul'a yağmur yağdı

dün sabahtan itibaren ne zaman yağacağını sabırsızlıkla beklemeye başladım..hatta ümitsizliğe bile kapıldığım zamanlar oldu..çünkü hava çokkkk sıcaktı kısaca pişmek üzereydik..ve akşama doğru gök gürültüsü eşliğinde o büyük nimet yağmaya başladı...beni çok beklediniz işte geldim dercesine

işten erken çıktım eşimin bunda katkısı çok oldu yağmura yakalanmamam konusunda çok ısrarcıydı ama benim o yağmuru ne kadar beklediğimi tahmin edemiyordu tabii  yola cıktığımda yağmur ciseliyordu...yanımda şemsiye olmasına rağmen açmayı düşünmedim herzaman ki metro ve otobüs işkencesini yaşamadım..erken cıkmamdan dolayı boş olmalarından mı yoksa yağmurun huzurundan mı bilemiyorum evet yağmurun can alıcı noktası....otobüsten indim ve sağanak bir yağmur..yağmuru ne kadar özlesenizde sevsenizde bu sağanak yağmur sığınma duygusunu uyandırıyor şemsiyemi açtım 5 dakıkalık bir yürüyüş yolunda...pat pat pata cata şemsiyeme gelen yağmur damlaları ama bu romantik bir yağmur damlası değil sağanak şeklinde bir yağış..kaldırımdan veya yolda ilerlemek mümkün değil ister istemez sulara bırakıyorsunuz ayaklarınızı...bu bana çocukluğumu hatırlatmadı değil daldım akmaya çalışan sulara capur cupur yürüdüm...eve geldiğimde sırılsıklam ifadesini gerçekleştirmenin mutluluğundaydım..hemen eşimi aradım aman çokk dikkat et yağmur çok kötü şemsiyesiz çıkma sakın dedim..bu benim eş olarak yapmam gerekendi

çünkü çocukluğumu dışarda tüm şiddetiyle yağan yağmurda bırakmıştım....